Hisset-miş

Kahverengi, toz kaplı ve yer yer yosun tutmuş tahta kapıya uzatıyorum elimi. Parmak uçlarım daha değmeden serinliği hissedebiliyorum, değdiğindeyse aşınmışlığı fark ediyorum. Kazınmış gibi duruyor kapı ya da tırmalanmış gibi. Evet evet, tırmalanmış demek çok daha iyi. Nefesimin buğusu yüzüme çarpıyor ve göğsüm hızla kalkıp iniyor. Kalbim deliler gibi atıyor ve korkudan ölmek üzereyim. Geri dönmek istiyorum; kaçmak, uzaklaşmak ve arkama bakmamak. Ama gecelerdir aynı rüyayı görüyorum ve buraya gelmek zorundaymışım gibi hissetmekten kendimi alamıyorum.

Kapıyı yavaşça itiyorum, gıcırdayarak açılıyor. Önce kafamı uzatıyorum yavaşça, batan güneşin ışıkları içeriyi aydınlatamıyor. İyi ki el feneri getirmişim diyorum kendi kendime sonra da gülüyorum. Delirmiş olmalıyım. Evet evet buraya gelmemin hatta gelirken el feneri almamın başka hiçbir mantıklı açıklaması yok.

Yine de devam ediyorum. İlk adımı attıktan sonra kalbim bir anda daha da hızlanıyor ama ikinciyi attıktan sonra iyiyim. Ev hiç hatırladığım gibi değil. Daha aydınlık hatırlıyorum, duvarlarda yeşil çiçekli gül kurusu renkte duvar kağıtları ve yerlerde yumuşacık halılar. Yirmi yıl oldu gerçi. Dile bile kolay değil, yirmi koca yıl.

Derin bir nefes alıyorum ve ilerlemeye devam ediyorum. Üzerimde askılı bir penye var ve akşam ayazı omuzlarımı titretmeye yetiyor. Kollarımı ovuşturuyorum, dişlerimin arasından ıslık gibi bir nefes alıp etrafıma bakıyorum, el fenerini açmanın vakti sanırım. Koca gri metal yığını önce çalışmakta direniyor. ‘Hadi ama…’ diye fısıldayıp sarsıyorum biraz ve fener titreşerek yanıyor.

Sanki konuşursam bir şey olacak gibi, ses çıkarırsam anılar uyanacak gibi geliyor. Kedi gibi sessiz bir vaziyette ilerlemeye devam ediyorum. Bunu başarmamda evden terliklerle çıkmış olmamın payı büyük ve evden terliklerle çıkmış olmam delirmiş olduğumun bir kanıtı daha.

Kafamı sallayarak el fenerini sola çeviriyorum ve kapının nerede olduğunu merak ederek oturma odasına giriyorum. El fenerim tek tek her eşyada geziyor, elinin değdiği ya da değmiş olabileceği her şeyde. Işığın neden sallandığını merak ediyorum, titrediğim ise kendime verdiğim gecikmiş bir yanıt. Eskimiş koltuğa kısa bir bakış atıp dönüyorum. Hala yemek masasının sandalyesinin arkalığını tutan elini görür gibiyim. Hızla şömineye dönüyorum ve nefesimin kesildiğini hissediyorum. Bir anlık duraksamadan sonra hızla şömineye yaklaşıyorum ve tam önünde duruyorum.

Elimi önümde duran çerçeveye uzattığımda titrediğini daha iyi idrak ediyorum. İçimi bir ürperti sarıyor, dönüp arkama bakıyorum omzumun üzerinden. Hiçbir şey yok. Zifiri karanlık her yer, kapıyı kapatmış mıydım? Yoksa açık mı?

Bilmiyorum.

Umursamamaya çalışarak derin bir nefes alıyorum ve tekrar önüme dönüyorum. Çerçeveyi elime alıyorum ve diğer elimin tersiyle üzerindeki tozları siliyorum. Yirmi yıl önce belime kadar gelen ve rüzgarda savrulan saçlarımla sırtına atlamışım ve bir arkadaşımız da bizi öyle çekmiş. Gülüşünü içime çekiyorum ve hasret gidermeye çalışıyorum. İçimde bir yerlerde uzun zaman önce kuruttuğum suçluluk duygusu yeniden filizleniyor ve çabucak büyüyerek tüm benliğimi sarıyor. Derinlerime sakladığım kilitli bir sandık aniden açılıyor ve gözlerimi kapatıp acıya karşı koymaya çalışırken tüm bedenimin gerildiğini hissedebiliyorum.

Derin ve yavaş nefesler alıyorum. Sakinleşebilmemin tek yolu bu. Kulağımda bir nefes hissediyorum ve birden buraya gelmemdeki asıl amacımı fark ediyorum. Gözlerim aniden açılıyor elimdeki çerçeve yere düşüyor. Mekanik hareketlerle dönüyorum ve menteşelerinden kurtulup duvara dayanmış olduğunu yeni fark ettiğim kapının yanından geçip gidiyorum. El fenerimle tavanı tarıyorum zira buralarda bir yerlere olduğuna eminim.

Önce alnıma bir şey çarpıyor sonra omzuma. İrkilip kendimi sola atıyorum ve hemen hemen aynı anda el fenerini o yöne çeviriyorum. İşte, önümde duruyor. Buraya geliş sebebim.

Artık ciddi anlamda titreyen elimi uzatıp zinciri çekiyorum. Ama kendimden beklediğim ürkek bir çekiş değil bu, aksine tüm gücümle asılıyorum. Sanki oraya gerçekten gitmek istiyor gibiyim. Bu yükten kurtulmak istiyor gibi… Kapak zorlanarak açıldığında ve merdivenler gürültüyle düştüğünde tereddüt etmeden basamaklara adımımı atıyorum. Bedenimi kontrol eden kim? Hiç de benim yapacağım şeyler değil bunlar.

Sakin ama güçlü adımlarla çıkıyorum tavan arasına. Sanki burada olduğumu duyurmak ister gibi… Ama kime? Bilmiyorum. İnatla önüme bakıyorum, sessizlik o kadar yoğun ki omuzlarımda bir yük gibi, karanlığın ise bir parçam olduğunu hissetmeye başlıyorum. Duyularımı yitirmiş olabileceğim düşüncesi geliyor bir anda aklıma, en azından artık sağır olduğumu düşünüyorum bir an için ve bir an sonra geldiği hızla gidiveriyor hepsi. Aklım bomboş.

Son adımımı attığımda duruyorum ve cesaretime kendim bile şaşırıyorum. Nasıl buraya kadar geldim? Devam edecek gücü nereden bulacağım?

İçimdeki ben olmayan ben tekrar kontrolü ele alıyor ve isteğim dışında kafam yavaşça kalkıyor. Gözlerim tavan arasını tarıyor ve o cesur küçük kaltak defolup gidiveriyor. El fenerini düşürüyorum, yuvarlandığını ve merdivenlere çarparak aşağı indiğini duyuyorum. Bir yerlerden gelen esinti güçleniyor ve ellerimle ağzımı kapattığımı gözyaşlarımı hissettiğimde fark ediyorum. Bir anda kaçmak için kuvvetli bir istek duyuyorum. Delicesine bir istek… ‘Hayatta kalma güdüsü bu’ diye tanımlıyor beynim anında.

‘Buraya kadar geldiğime göre hayatta kalmak istemiyorum demek ki. Zaten buraya kadar geldikten sonra dönüşü de olmaz.’ diyor içimde bir yerlerden birileri bana ve ellerim iki yanıma düşüyor. Çenemi dikleştiriyorum ve gözyaşlarımı durdururken burnumu çekiyorum. Derin bir nefes alıp yumruklarımı sıkıp gevşetiyorum. Haklı.

Kefaret zamanı.

 

Reklamlar

One thought on “Hisset-miş

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s